Skip to main content

Kısaca Kafessiz Türkiye kampanyasından bahsedebilir misiniz? Hedefleri neler, hedef kitlesi kim? Nasıl bir etki yaratma potansiyeline sahip?

Kafessiz Türkiye kampanyası, yumurtası için yetiştirilen tavukların hapsedildiği, zalimce ve çağdışı kafes sisteminin ortadan kaldırılması için yürütülen bir kampanya. Şu an Türkiye’de yumurtası için yetiştirilen tavukların en azından 100 milyonu, A4 kağıdı kadar bir alanda, iki sandık yüksekliğinde zıplayabildikleri ve bir adım öne yürüyebildikleri tel kafeslerin içindeler. Hiçbir doğal içgüdülerini yerine getiremiyorlar, tünemek ya da folluk yapmak gibi. Bu durum gerçekten çok insanlık dışı, çok zalimce ve hayvanlara inanılmaz acı çektiriyor.

Almanya, Hollanda, İsviçre, Avusturya gibi ülkelerde bu sistem sonlandırılmış durumda. Biz de temelde bu sistemin ortadan kaldırılması için çalışıyoruz. Amacımız yumurtacılığın tamamen ortadan kaldırılması değil, kümes sistemine geçiş yapılması. Hedef kitlemiz, en başta yumurtayı tüketen insanlar. Hiç kimse sofrasına giren yumurtanın bu kadar kötü koşullarda gelmesini istemez. İnsanlara, yumurtaların bu şekilde üretildiğini anlatarak bilgi miktarını artırıyoruz. Ayrıca, firmaların sürdürülebilirlik politikalarını ve tüketicilerin bilgi alma haklarını artırarak, 2025 yılından itibaren artık kafes yumurtası satmayacaklarını açıklamalarını sağlıyoruz. Son noktada, tarım yönetmeliklerinin değişmesi ve kafes sistemlerinin yasaklanması için çalışıyoruz.

Öngördüğünüz bir yıl var mı tarım politikalarındaki bu değişiklik ile ilgili?

Avrupa Birliği’nin şu an %60’ı kafessiz. Türkiye’de bu durumun 2035’i bulacağını düşünüyorum, ancak tabii ki daha hızlı olması için elimizden geleni yapıyoruz. Türkiye’de kafesler 50 sene önce yoktu. Amacımız, 1960 yılına dönüp kafes sistemlerini ortadan kaldırmak.

Kafessiz Türkiye kampanyasının arkasında Çiftlik Hayvanlarını Koruma Derneği var. Dernekten ve çalışmalarından da bahsedebilir misiniz?

Dernek, kampanyanın içinden doğdu. 2018 yılında, ben öğrenciyken ve derneğimizin şu anki başkanı Engin Arıkan öğretim görevlisiyken, boş zamanlarımızda bu konuda çalışmamız gerektiğini fark ettik ve change.org’da imza kampanyası başlattık. Kamuoyunda çok destek gördük ve derneği kurduk. Derneğin iki program alanı var: Kafessiz Türkiye ve Future For Fish. Kafessiz Türkiye, kafeslerin yasaklanması için çalışırken, Future For Fish balıkların acılarını mümkün olduğunca ortadan kaldırmayı hedefliyor. Future For Fish programı, balıkların en çok acı çektiği ve kolay engellenebilir pratikler üzerinde çalışıyor.

Neden özellikle gıda sisteminde tavukların refahına vurgu yapıyorsunuz? Yumurtacı tavukları odağına alan bir kampanyaya odaklanmanızın sebepleri neler?

Çiftlik Hayvanlarını Koruma Derneği olarak, sınırlı kaynaklarımız ve vaktimizle en fazla hayvan acısını nasıl ortadan kaldırabiliriz diye düşünüyoruz. Tavuklar, Türkiye’de etkileşimde olduğumuz tüm kara hayvanlarının %95’ini oluşturuyor. Dünyadaki pek çok ülkede bu konuda ilerleme kaydedildiği için, tavukların refahı üzerine çalışmak büyük bir etki yaratıyor. Kafes sistemlerinin terk edilmesi, hayvanların acılarını önemli ölçüde azaltan bir reform. Avrupa Birliği’nde şu an %60 kafessiz sisteme geçildi, bu oran200 milyon hayvan demek.

Türkiye’de eğer kimse çalışmadığı takdirde, senede 100 milyon hayvan kafeslerde olacak. Eğer birileri çalışırsa acıların önemli bir miktarda azalmasını sağlayabileceğiz. Bizim amacımız, hayvanların acılarını en aza indirgemek. Burada da tavukların öne çıkmasının sebebi, bir yöntem etkisini ispatlamış, dünyada ilerlemeye kaydetmiş bir yöntemin olması.

Kafessiz Türkiye kampanyasına birçok marka taahhüt verdi. Bu markalar hangileri, nasıl dönüşümler geçirdiler?

Bu konuda en büyük adımı atan kurumlar Koç Holding ve Carrefoursa. Bunun haricinde 80’e yakın marka, belli bir seneden itibaren kafes yumurtası kullanmayacaklarını veya satmayacaklarını taahhüt etti. Biz kampanyaya başlamadan önce, Unilever, Nestle, Sodexo, Compass ve büyük otel zincirlerinin bir kısmının kafes yumurtası üzerine politikası vardı. Özellikle yerel zincirlerden Aslı Börek, ilk harekete geçenlerden biri oldu.

Türkiye’de faaliyet gösteren fast food zincirlerinin şu anda kafes yumurtalarını  terk etmeye yönelik taahhütleri var. Tüm tedarik zincir arasında yumurtanın payı %1 olsa, %1’lik payı olan bir şeyin maliyetini %30 arttırmaktan bahsediyoruz. Bu oran binde 3’e tekabül ediyor.

Kafessiz Türkiye ile birlikte iletişimde olduğumuz bazı firmalar var arasında; Beyaz Fırın, Midpoint, Divan, Akkomarka, Akko Catering, Metro Türkiye, Barilla, Filiz Makarna bulunuyor

Bizim yaptığımız şey, şirketlere tedarik zincirlerinde hayvan refahını iyileştirmeleri gerektiğini anlatmak. Tüketicilerin bu konuda daha bilinçli olması ve firmaların bu doğrultuda adımlar atması için çalışıyoruz. Kurumlarda şeffaf politikaların olmaması, hayvan eziyetine en çok sebep olan şeydir. İnsanların bu konuda bilgi sahibi olması, firmaların politikalarını değiştirmelerini sağlıyor.

Ama öte yandan da bir diğer iyimser olduğumuz konu,  2025 yılı pek çok şirket için dönüş yılı. Şirketler geleceğe yönelik taahhütler veriyorlar 2025’te bu tahhütlerini  tamamlayacaklar.

 

Son olarak, gıda sisteminde hayvan refahını iyileştirmek için başka nasıl çalışmalar yapılabilir? Özellikle gıda-tarım girişimciliği ekosistemi bu dönüşümde nasıl rol oynayabilir?

Ekip olarak dünyadaki gelişmeleri ve teknolojileri takip ediyoruz ve ben teknoloji iyimseriyim. Hayvan refahını optimize etmeye yönelik teknolojilerin geliştirilmesi önemlidir. Örneğin, yumurta endüstrisinde erkek civcivlerin öldürülmesi büyük bir sorun. Yakın zamanda geliştirilen cinsiyet ayrımı teknolojisi ile bu sorun çözülebilir duruma geldi. Almanya ve Fransa gibi ülkelerde bu teknoloji kullanılıyor ve erkek civcivler öldürülmüyor. Türkiye’de de bu teknolojilerin yaygınlaşması için çalışıyoruz. Ayrıca, balıkların öldürülme şekli, hızlı büyüyen tavuk ırklarının kullanımının sona erdirilmesi gibi konulara da odaklanıyoruz. Gıda-tarım girişimciliği ekosistemi, daha şefkatli gıda seçeneklerinin geliştirilmesi ve hayvan refahını artıran teknolojilerin yaygınlaştırılması için önemli bir rol oynayabilir. Özellikle Türkiye’de, Avrupa Birliği’ndeki standartlara ulaşmak için çalışmalar yapılmalıdır. Balıkların bayıltılarak öldürülmesi, kafes sistemlerinin sona erdirilmesi ve erkek civcivlerin öldürülmesinin sona erdirilmesi konularında çalışmalar yapılabilir.

Bu röportajı okuyan herkesin, kendi market zincirlerine yazmaları ve sürdürülebilirlik politikalarını talep etmeleri, farkındalığın artmasına ve hayvan refahının iyileştirilmesine katkı sağlayacaktır.